Türkiye’de internet gazeteciliği yok!

14 Şubat 2010 · Analiz  

Türkiye’de internet gazeteciliğinin eleştirisini, Türkiye’de gazeteciliğin içler acısı halinden bağımsız değerlendirmek mümkün mü emin değilim… En azından içerik olarak ikisinin el ele gittiği kesin.

Mesela ülkenin güya en büyük gazetelerinin porno sitelerini andırması hiç kuşkusuz yerli yersiz manken resmi yayınlamazsak kimsenin ülkede olup bitenlere ilgi duymayacağına inanma alışkanlığımızdan geliyor.

Ama içerikten bağımsız olarak düşündüğümüzde dahi Türkiye’de gerçek anlamda bir internet gazeteciliğinden bahsedemiyoruz.

Zira internetin yeni bir medya olduğu bu topraklarda henüz anlaşılamadı. İnternet, kağıdın dijital versiyonu zannediliyor. Gazetede yayınlanan haberleri aynen alıp siteye koyunca, gün boyunca ajans haberlerini sansasyonel başlıklarla yayınlayınca da internet gazeteciliği oldu sayılıyor. Haber sitelerinin henüz bihaber olduğu bazı konular şöyle:

  1. Video, ses, fotoğraf, grafik, hele hele buna ya da buna benzeyen multimedya araçları bir yana, internetin yapı taşı “link” bile bizim gazetelerimiz tarafından henüz keşfedilemedi. Hürriyet, Sabah, Vatan, Radikal, Zaman, Gazeteport, NtvMsnbc… Bu sitelerin hiçbiri (reklam amaçlı olmadığı müddetçe) link kullanmıyor. Yalnızca Milliyet haberlerinde link var, onlar da otomatik olarak gazetede daha önce yayınlanmış, aynı kelimeyi içeren diğer haberlerin listesine gönderiyor. İnternetin sunduğu asıl imkanın konunun geçmişini anlatmak ve ek bilgi sunmak olduğu tamamen unutulmuş durumda.
  2. Arama motorlarına uyumluluk gibi bir kaygı zaten yok. Sabah, Milliyet ve Zaman’da haber başlığından bazı kelimeler permalink’e taşınıyor. Geri kalanında ardı arkası kesilmeyen, anlamsız harf ve rakam yığındalarından oluşan adresler var. Doğal olarak herhangi bir konuda arama yaptığınızda ilk gruptaki gazetelerin haberleriyle karşılaşma ihtimaliniz diğerlerine oranla daha yüksek.
  3. Tasarım açısından NtvMsnbc, Gazeteport, Zaman, Sabah ve son dönemde Posta nispeten bir üst sınıfta sayılabilir. Ama Doğan Grubu’nun diğer gazetelerinde ciddi bir sorun var. Usibility” kavramı bu siteleri hazırlayan kişilerin dimağlarından çok uzakta olmalı. Aksi takdirde mesela Vatan’ın sitesindeki her sayfada yer değiştiren ana menüyü ya da Hürriyet’te bir habere ulaşmak için bazen üç ayrı sayfadan geçmek zorunda kalmanızı ya da bitmek tükenmek bilmeyen uzunluktaki paragrafları açıklamak mümkün değil.
  4. Bir de tabii her taraftan çıkan yanar döner, yazıyı kaplayıp sitede geçireceğiniz iki dakikayı da çekilmez hale getiren reklamlar var. İkinci nesil internet gazeteciliğinde artık bunlarla para kazanmanın mümkün olmadığı -hele hele 3 TL gibi komik CPM oranlarıyla- kanıtlandı. O zaman bu inat niye? Bir gazetenin, hele hele “amiral gemisinin” falan manşetleriyle aynı pencereye, aynı büyüklükte ve ciddiyetle “çaktırmadan” banka ilanları koyması neden?

İnternet servisi sürgün yeri

Tüm bunların kökeninde tabii patronların interneti ciddiye almaması ve dolayısıyla internete yapılan yatırımın sınırlı, ekiplerin küçük kalması yatıyor . Zira gerçekten ciddiye alsalardı gazetelerin internet servisleri hala sürgün yerleri olarak kullanılmazdı.

Eski yayın yönetmenleri, müdürleriyle kavga eden iyi editörler ya da bir zamanların iyi gazetecileri “teselli armağanı” niyetine internet servisinin başına getiriliyor ve maalesef bu kişilerin gazetecilik kariyerlerindeki başarılar internetteki başarılarını garantilemiyor.

Türkiye’de gazete patronları ve gazetelerin internet sitelerini yöneten kişiler, internetin felsefi boyutu üzerine düşünmeli, bu yeni medyanın geçmişini ve potansiyelini araştırmalı, internetin kriz ortamındaki gazeteciliğe sunabileceği imkanlar üzerine bir kez daha kafa yormalı…

Tahmin ediyorum bunu yaptıkları zaman hepsinde birden ampüller yanacak:

  • internet altyapısına yatırım artacak,
  • tasarımlar düzelecek,
  • orijinal içerik ve haberleri tamamlayan multimedya unsurları belirecek,
  • gazetelerin redaksiyon ve organizasyon şemalarında ciddi değişiklikler görülecek.

Ancak bu yolla internet, bu gazetelerin marka değerini artıracak ve hatta belki Türkiye’de gazeteciliğin daha kaliteli yapılmasına yardımcı olacak bir mecra haline gelebilir.

İşte Yeni Yeni Medya bu eksiklikler karşısında, patronlara, yöneticilere ve gazetecilere ilham vermeyi umuyor.

Bookmark and Share

Yorumlar

2 Yorum

  1. Basar Akyelli on 15 Şubat 2010 07:52

    Bu konudaki ozverinizden oturu sizi kutlarim. “Kagidin dijital versiyonu zannediliyor” kaniniza sonuna kadar katiliyorum. Ayni yanilgi, benzer bir platform olan mobil cihazlar icin uretilen programlarda da mevcut. Cnn’in, Wall Street Journal’in veya The New York Times’in iPhone uygulamalarini inceleyiniz. Hurriyet, Milliyet ve Haberturk’un iPhone uygulamalari ile karsilastiriniz. Bahsettiginiz yanilgi bu alanda da oldukca mevcut. Minimum yatirim ile “zaten online olarak halihazirda bulunan icerigi mobil cihaz’da gosterelim” anlayisi ile bu teknolojinin size sunabilecegi potansiyelin cok altinda bir performans sergileniyor.

  2. [...] internetin gazeteciliğe sunduğu imkanlarla ilgili bazı çok doğru (Türkiye’de internet gazeteciliğine getirdiğim eleştirilere de destek olan) tespitleri [...]

Leave a Reply




  • Hakkında

    • Dış haberci, zaman zaman medya muhabiri, mastır öğrencisi Pınar Ersoy, gazetecilik, medya, internet ve bu karışımın getirdiği yeni ekonomik modeller üzerine yazıyor.
    • Blogun ana fikrini ve misyonunu burada okuyabilirsiniz.
  • Bu blog her pazartesi orijinal yazılarla yenilenir. Haftaiçi ekstra içerik eklenebilir. Yani... newsletter'a üye olmayı unutmayın!